
Mastürbasyon insanın, cinsel isteğini, kendi
bedeninde ve kendi kendine doyuma ulaştırmasıdır.
Çocuklarda mastürbasyon, son zamanlarda
araştırmacılar tarafından en çok ilgilenilen konular
arasındadır. Önceleri çocuk mastürbasyona kaç
yaşında başlar sorusunun cevabı; “13-14
yaşları” oluyordu. Oysa, şimdi
yapılan araştırmalar gösteriyor ki çocuklar bu
davranışa iki yaşlarından önce başlıyorlar.
Buradan da görüyoruz ki, mastürbasyon eskiden
sanıldığı gibi, ergenlik çağına ait bir
davranış değildir. Mastürbasyon, çok erken
yaşlarda başlayan ve çocukların kendi bedenlerinde cinsel
haz ve doygunluk elde ettikleri bir etkinliktir.
Çocuklar
pek küçük yaştan başlayarak cinsel organlarıyla
oynarlar. Anneler de durmadan çocuklarına ellerini oradan
çekmesini söylerler. Kimi çocuk aldırmaz. Kimisi de
uğraşını gizlice yürütür. Kimi çocuk
yere uzanıp ileri geri sürtünerek kendisini uyarır. Soluk
soluğa kalır, terler,cinsel doyum
sağlar gibidir. Bu görünüş anneleri
ürkütür ve sert tepkilerine yol açar. Gösterilen
tepki annenin bu konudaki kuruntu ve kaygısıyla
orantılıdır. Kızının ilerde erkek delisi bir
kadın olup çıkacağından korkan anne, büyük
bir kızgınlık gösterir. Çocuğu azarlar,
döver, korkutur. Çocuğun ellerini bağlayarak bu işe
engel olmaya çalışan anneler bile vardır.
Sıkça
başvurulan bu cinsel uyarılma türü annelerin
sandığı ölçüde korkulacak bir durum
değildir. Ancak ortada çözülmesi gereken bir sorun da
vardır: Bebekliklerinde çok uzun süre kendi
başlarına bırakılan çocuklarda bu durum daha
sık görülür. Özellikle meme emmemiş ya da emzik
verilmemiş çocuklarda daha çok rastlanır. Başka
bir deyişle uyarılma eksikliği çeken çocuk,
emziksiz kalmanın boşluğunu kendi kendilerini uyararak
doldurmaya çalışır. Emziği zorla elinden alınan
çocuklarda da bu durum ortaya çıkabilir. Yeni bir
kardeşin doğumu ve ilgi azlığı gibi nedenler de
çocukça kendi kendine doyum sağlama gereksinimini
yaratabilir. Kimi zaman kaşıntıya yol açan kıl kurdu
ya da sünnet derisinin yanması çocuğun bu uyarmadan hoşlanmasına
ve yinelenmesine yol açar.
Bütün
toplumlarda mastürbasyona karşı, daima değişik
tepkiler olmuştur. Bu devirde mastürbasyon, doğal kabul
edilirken, başka bir çağda bu davranış anormal
olarak nitelendirilmiştir. Devirler ve çağlar şöyle
dursun, dünya ülkeleri arasında da mastürbasyon
“Normal-anormal” diye iki nitelemeyi aynı anda
taşımaktadır. Hatta bir ülkenin farklı kesimlerinde
bile bu davranışa affedilen nitelikler farklılık
gösterir.
Yapılan
araştırmalara göre ilk çocukluk yıllarındaki mastürbasyon
hareketleri, daha çok kız çocuklarda
görülmektedir. Buna karşın ergenlik
çağında yapılan mastürbasyonlarda erkek
çocuğun bu davranışa daha sık başvurduğu
ortaya çıkmaktadır. Çocuğun cinsel enerjisini
dışarı vurması yolunda yapılan mastürbasyon, son
yıllarda doğal bir davranış olarak kabul edilmiştir.
Ancak bu davranışın çok sık yapılarak
alışkanlık haline dönüşmesi bir
davranış bozukluğu niteliği anlamına neden olur.
Öncelikle
ergenlik ve delikanlılık çağında evrensel bir cinsel
boşalma yolu olan mastürbasyon genellikle bireyin ya da ailenin bu
eyleme verdiği anlam ve önem oranında bir sorundur. Her
mastürbasyondan sonra kendisini ağır bir suç, bir
günah işlemiş gibi algılayan genç için
yaptığı eylemin kendisi değil, katı
suçlayıcı tutumu bir sıkıntı
kaynağıdır. Üniversiteli bir gencin mastürbasyondan
sonra fazla bir enerji yitimine uğradığını sanarak
enerjiyi geri toplayabilmek için üç gün odasına
kapanıp yattığı durumlar
görülmüştür. Bunun gibi kimi kişiler bu
yüzden akıl hastalığı, verem, cinsel
güçsüzlük gibi durumların doğabileceğine
inanırlar. Böylece de bu temelsiz inançlar yüzünden
ağır çatışmalar ortaya çıkabilir.
Kimilerinde de mastürbasyon aşırı sıklıkla
yapılan tek doyum yolu olabilir. Bunlarda gerçek sorun bu
kişilerin yalnızlıkları, ilişki
kuramayışları, çevre ile ilgilerinin,
uğraşlarının azlığıdır. Bu durumda
mastürbasyon yalnızlığın, ilişki
kuramayışın, ilgi ve uğraşı
azlığının bir sonucudur.
Seyrek
de olsa aile içinde, ortalıkta, açıktan
açığa mastürbasyon yapılması genellikle ağır
bir ruhsal hastalığın (Örneğin şizofreni)
belirtisi olarak düşünülmelidir.
Mastürbasyonun
Alışkanlık Haline Gelmemesi İçin
Bebeklikte, çocuklukta ve buluğ
çağında görülen mastürbasyonun
başlangıcı ve eyleme dönüşmesi her yaş
dönemine göre değişiklik gösterir.
Alışkanlık haline gelmemesi için alınacak
önlemler, her üç yaş dönemi için ayrı
ayrıdır. Bu yüzden mastürbasyon üç devrede
incelenir: Bebeklik döneminde,
çocuklukta ve ergenlik döneminde.
Bebeklik ve
çocukluk dönemindeki bu davranış bozukluğunu
önlemek için, çocukları yalnız bırakmamak
alınacak birinci önlemler arasındadır İlgilenilmeyen ve bazı
sorunlarına çözüm önerileri getirilmeyen
çocuklarda, yalnız kaldıklarında böyle bir
davranış görülmektedir. Böylece çocuk
psikolojik olarak rahatlama yolunu, bu şekilde bulmaya
çalışmaktadır.
©
Çocuk bu davranış bozukluğu yüzünden
cezalandırılmamalıdır. Çocuğa oyalanması
için, başka uğraşlar yaratılmalıdır.
© Çocuk üç
yaşını geçmiş ve hala evde ise, bir okul öncesi
eğitim kurumuna başlatılmalıdır. Okul öncesi
kurumda ki öğretmene de durum anlatılmalı, bu asla
saklanmamalıdır.
©
Çocuğa bu davranışından dolayı, kendini
suçlu hissettirecek baskılar uygulanmamalıdır.
Alışkanlık haline gelmiş mastürbasyondan daha
tehlikeli olan çocuğun kendisi ile ilgili duyduğu
suçluluk, nefret ve değersizlik hisleridir.
©
Çocuklara cinsellikle ilgili, doğru ve seviyeli bilgiler
verilmelidir. Özellikle ergenlik çağına gelmiş
gençlere, anne-baba olabildiğince yakın olmalı ve onu konu hakkında
bilgilendirmelidir.
©
Ergenlik çağındaki genç, mastürbasyon davranışı
ile ilgi olarak korkutulmamalıdır. Genç
cinsellik ile ilgili sorularını ailesine sorabilmeli ve yeterli
yanıtları alabilmelidir.
©
Ergenlik çağındaki gençlerin,
kızlı-erkekli karışık gruplar oluşturmalı teşvik
edilmelidir. Bu dönemde,
erkeklerin sadece erkeklerle, kızların da sadece kızlarla
arkadaşlık etmeleri, cinsel kimlik açısından sorun
yaratabilir.
©
Aile içinde, anne-baba hem birbirlerine, hem de
çocuklarına saygı ve sevgi göstermeli ve
çocuklarının güvenlerini sağlamalıdır.
Yaşı
kaç olursa olsun, çocuğun mastürbasyon yapması bir
davranış bozukluğu
haline gelmişse, anne-babalar
telaşlanmamalıdır. Çünkü bu telaş,
anne-babaları hatalı tutum ve davranışlara
götürebilir. Çocuğun yaşı
küçükse, başka uğraşlar yaratılarak, o
anda dikkati başka yerlere çekilerek çocuk bu
davranışından uzaklaştırılabilir.
Özetle söyleyecek olursak,
çocukta arada bir bu davranışın görülmesi, bu
davranış bozukluğuna işaret etmez. Ancak
aşırı boyutlara varması ve devamlılık
kazanması, çocukta önemli ruhsal sorunlar olduğunun bir
belirtisidir. Her
konuda olduğu gibi, bu konuda da, anne-babalar gerçekleri kabul
etmeli, görmezlikten gelmemeli, çocuklarını
suçlamamalı ve gerekli çözüm yollarına
hiç vakit kaybetmeden başvurmalıdır.